Tevekkül Kaderle ilgili kavramlardan birisi de tevekküldür. Tevekkül, kelime anlamı olarak güvenme, bağlanma, vekil tayin etme, havale etme demektir. Terim anlamı ise insanın yapacağı işlerde kendisine düşen görevleri yapıp her türlü tedbiri aldıktan, yeterli ve gerekli çalışmaları en güzel biçimde yerine getirdikten sonra sonucu Allah’tan (c.c.) beklemesidir. (MEB Dinî Terimler Sözlüğü, s. 365.)İslam dininde tevekkül anlayışının çok önemli bir yeri vardır. Kur’an-ı Kerim’de bir ayette şöyle buyrulmaktadır:“…Kararını verdiğin zaman artık Allah’a dayanıp güven çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmran suresi, 159. ayet.) Başka bir ayette ise tevekkülün inananların özelliklerinden biri olduğu şöyle ifade edilmektedir:“Müminler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.” (Enfal suresi, 2. ayet.)Tevekkülün doğru anlaşılması çok önemlidir. Örneğin çiftçilik yapan bir kişi, zamanında tarlasını sürüp ekime hazırlarken, tohumu atacak, sulayacak, zararlı bitkilerden arındıracak, gerekirse gübresini de verecek; tüm bunları yaparken de iyi ürün vermesi için Allah’a (c.c.) güvenip dayanacak ve sonucu O’ndan bekleyecektir. Hasta olan bir kişi de tedavisi için gerekli adımları atarken, şifayı Allah’tan (c.c.) isteyecek ve sonuç ne olursa olsun derin bir teslimiyetle Allah’ın (c.c.) takdirine razı olacaktır.Tevekkül bir işin her aşamasında elinden gelen her türlü sorumluluğu yerine getirmeyi gerektiren bir durumdur. Hiçbir tedbir almadan ben Allah’a (c.c.) güveniyorum demek doğru bir tevekkül ve kader anlayışıyla bağdaşmaz. Nitekim Peygamberimizin ziyaretine gelen bir kişi, “Hayvanımı bağlayarak mı yoksa serbest bırakarak mı Allah’a tevekkül edeyim?” diye sormuştu. Peygamberimiz ona: “Bağla ve tevekkül et!” (Tirmizî, Kıyamet, 60.) buyurmuştur.